Takip Edin
Anasayfa Gastronomi Et Yemek Bir Ritüel Olabilir mi?
GastronomigastroonmiGenelGıdaLifeYaşamYeme & İçme

Et Yemek Bir Ritüel Olabilir mi?

Bir yemeği ritüele dönüştüren şey yalnızca ne yediğimiz değil; ne zaman, nasıl ve kimlerle yediğimiz.

Ve kabul edelim, etin bu konuda biraz torpili var.

Ateşin Etrafında Başlayan Hikâye

İnsanlık ateşi keşfettiğinden beri hayatımızda çok şey değişti. Ama bazı şeyler pek değişmedi: Ateş yanıyor, et pişiyor ve etrafında insanlar toplanıyor.

Etin ateş üzerinde pişirilmesi, farklı kültürlerde zamanla ortak sofraların önemli bir parçasına dönüşmüş. Bugün mangal başında yaşadığımız şey de bunun oldukça modern bir versiyonu.

Bir kişi eti pişirir, biri “Biraz daha pişsin” der, biri daha et pişmeden ekmek yemeye başlar. Bu sırada sohbet edilir, koku etrafa yayılır ve yemek yavaş yavaş başlı başına bir etkinliğe dönüşür.

Yani mangalda aslında sadece et pişmez.

Sohbet de pişer.

 

Et Neden “Ödül” Gibi Hissettiriyor?

Çünkü bazen insanın kendine verebileceği ödülün adı gerçekten “orta pişmiş bonfile” olabiliyor.

Kültür, alışkanlıklar, geçmiş deneyimler ve etin tarih boyunca her öğünde tüketilen sıradan bir yiyecek olmaması bu algının oluşmasında rol oynuyor.

Geçmişte et, bazı toplumlarda daha seyrek tüketilen ve paylaşılması değerli görülen bir besindi. Bu nedenle özel günler, kutlamalar ve kalabalık sofralarla ilişkilendirilmesi şaşırtıcı değil.

Bugün ise koşullar değişti ama çok da değişmedi değil mi?

Hafta boyunca “hafif bir şeyler yiyeyim” deyip cuma akşamı steak söylemek…

Yoğun bir haftanın sonunda kendimizi güzel bir restorana götürmek…

Bir başarıyı kutlamak için et restoranına gitmek…

Hepsinde biraz aynı mantık var:

“Bunu hak ettim.”

Üstelik bir yiyeceği özel bir anla ilişkilendirdiğimizde, daha yemeden önce ona zihnimizde ekstra bir değer yükleyebiliyoruz.

Yani bazen steak sadece steak değildir.

Biraz da “Bugün kendime kıyak geçiyorum” demektir.

 

Ritüel Nedir ve Yemek Nasıl Ritüele Dönüşür?

Ritüel deyince illa mum yakıp meditasyon yapmamız gerekmiyor.

Pazar günü ailece kahvaltı yapmak, bayramda aynı sofrada buluşmak, yazın arkadaşlarla yapılan ilk mangalı beklemek de birer ritüel haline gelebiliyor.

Çünkü mesele yalnızca davranışın tekrar edilmesi değil, ona bir anlam yüklenmesi.

Her yaz aynı arkadaş grubuyla mangal yapmak…

Her bayram aynı yemeğin hazırlanması…

Özel bir günü kutlamak için aynı restorana gitmek…

Bunların hepsi zamanla “bizim geleneğimiz” haline gelebiliyor.

Et yemek de tam burada devreye giriyor.

Özellikle hazırlanma süreci de işin içine girdiğinde, yemek yemek olmaktan çıkıp “olay” olmaya başlıyor.

 

Neden Mangalda Yenen Et Daha Lezzetli Geliyor?

Lezzet sadece dilimizin işi değil.

Koku, görüntü, sıcaklık, ses ve hatta bulunduğumuz ortam bile yeme deneyimini etkiliyor.

Mangalın dumanı…

Etin ateşe değdiğinde çıkardığı o ses…

Kızaran yüzeyi…

Etraftaki koku…

Acıktınız mı?

Bunların hepsi daha ilk lokmayı almadan beynimize “Birazdan güzel bir şey yiyeceğiz” mesajı gönderiyor.

Bir de bunun üzerine arkadaşlarla geçirilen uzun bir akşamı, açık havayı ve sohbeti ekleyin.

Aynı eti tek başınıza mutfakta ayakta yerken aldığınız keyifle, üç saat boyunca arkadaşlarınızla mangal başında bekleyerek yediğiniz etin aynı olması biraz zor.

Çünkü bazen tabağa sadece yemek gelmiyor.

Atmosfer de yanında geliyor.

 

Hafıza, Lezzetin Görünmeyen Malzemesi

Bazı yemeklerin tadını hatırlamaktan çok, o yemeği nerede ve kimlerle yediğimizi hatırlarız.

Bunun nedeni yemek ve hafıza arasındaki güçlü ilişki.

Özellikle kokular, geçmişte yaşadığımız anıları yeniden hatırlatabilen güçlü uyaranlardan. Bu yüzden çocuklukta yapılan bir mangalın kokusu, bayramda yenilen bir et yemeği veya yıllar önce arkadaşlarla geçirilen bir akşam, benzer bir kokuyla bir anda zihnimizde canlanabiliyor.

Bir anda kendimizi yıllar önceki sofrada buluyoruz.

Yani bazı yemeklerin tarifinde aslında görünmeyen bir malzeme daha var: Anı.

 

Sofrada Et Neden Hep Başrolde?

Büyük bir steak düşünün.

Masaya geldiği anda herkesin gözü ona gider.

Ortaya gelen pirzola tabağı da aynı şekilde. Mangalda pişen et zaten başlı başına masanın gündemi.

Et yemekleri çoğu zaman fiziksel olarak da sofranın merkezinde duruyor. İnsanlar aynı tabaktan alıyor, paylaşarak yiyor ve yemek etrafında sohbet ediyor.

Bu da yemeği bireysel bir tüketimden çıkarıp ortak bir deneyime dönüştürüyor.

Bir de Türk sofralarında “Ana yemek ne?” sorusunun cevabının çoğu zaman et olması var.

Salata yan rolde.

Pilav destek oyuncusu.

Et ise başrol.

 

Peki Et Yemek Evrimsel Bir Ritüel mi?

“İnsanlar tarih öncesinden beri et yiyor, demek ki bugünkü mangal ritüeli tamamen evrimsel” demek fazla iddialı olur.

Ama insanların yiyecekleri paylaşması, birlikte yemek hazırlaması ve ortak sofralar etrafında sosyal bağlar kurması insan topluluklarında uzun zamandır görülen davranışlar.

Etin bu davranışlardaki yeri ise kültürden kültüre değişiyor.

Dolayısıyla bugünkü mangal masasını doğrudan geçmişteki tek bir davranışın devamı olarak görmektense, insanların yemek üzerinden birlikte zaman geçirme ve sosyal bağ kurma eğiliminin modern bir örneği olarak düşünmek daha doğru.

Sonuçta atalarımızın elinde ızgara maşası yoktu.

Ama ateşin etrafında toplanmak konusunda oldukça tecrübeliydiler.

 

Masada Aslında Ne Var?

Etin özel veya ödül gibi hissettirmesinin nedeni yalnızca lezzeti olmayabilir.

Bazen bir yemeği değerli yapan şey, onu ne kadar sık yediğimizden çok hangi anlara eşlik ettiği.

Çünkü bazen sofrada yediğimiz şeyden çok, o sofrada yaşadığımız an aklımızda kalıyor.

Ve belki de et yemek tam olarak bu yüzden bir ritüele dönüşebiliyor.

Sonuçta mesele sadece “Et güzel miydi?” değil.

Bazen asıl soru şu:

“O et yenirken kimler masadaydı?”

 

Editör\Ceren Kelleci

Yorum Bırak

Bir cevap yazın

İlginizi Çekebilir

EtkinliklerGastronomiManşet

BROTHERHOOD: Muhittin Fidan, Kadir Aytekin ve Muratcan Sural ile Gastronomi Buluşması

Şef Muhittin Fidan ev sahipliğinde; Şef Kadir Aytekin ve Şef Muratcan Sural’ın...

GastronomiGıdaManşet

Yeni Dardanel Fit Bowl: Yüksek Proteinli Hazır Lezzet

Günlük beslenme rutininde pratik ve yüksek proteinli bir öğün alternatifi arayanlar için...

EtkinliklerGastronomiManşetSeyahat

İSOKYO VE LONG BAR YENİ SEZONUNDA LEZZET VE EĞLENCE AYNI RİTİMDE BULUŞUYOR

Raffles İstanbul’un iki sevilen mekanı İsokyo ve Long Bar, yeni sezonda lezzet...

GastronomiManşet

PRÉSIDENT’DEN SOFRALARA YENİLİK:  PEYNİRİN SICACIK VE ÇITIR HALİ

Dünyada lezzeti ve kalitesiyle tanınan Président markasının kızartılarak servise hazır hale gelen...